ATASAV’DAN ÇEVRECİ ÖNERİLER


ATASAV yaşam alanlarının talanına karşı daha yüksek bir algıyla soruna sahip çıkılmasını, sınıf hareketi ile çevre hareketlerinin birleştirilmesinin sağlanarak, sermaye ve çevre rantçılığına karşı anti-kapitalist bir çizgide mücadeleye ivme kazandırılmasını zorunlu görüyor.

ATASAV çevre kirliliğine karşı alınması gereken önlemler konusunda şu duyarlılığı ortaya koyuyor

HAVA KİRLİLİĞİ

*Hava kirliliğinin en önemli nedenlerinden olan fosil yakıtlar olabildiğince az kullanılmalı. Bunun yerine doğalgaz, güneş enerjisi, jeotermal enerji vb. enerjilerin kullanımı yaygınlaştırılmalı.
*Karayolu taşımacılığı yerine demiryolu ve deniz taşımacılığına ağırlık verilmeli    

*Büyük kentlerde toplu taşıma hizmetleri yaygınlaştırılmalı.
*Sanayi kuruluşlarının atıklarının filtre sistemi olmadan havaya salınması önlenmeli.
* Yeşil alanlar arttırılmalı, orman yangınları için kalıcı çözümler bulunmalı.
* Ozon tabakasına zarar veren maddelerin kullanımı yasaklanmalı.

TOPRAK KİRLİLİĞİ

*Verimli tarım topraklarında yerleşim ve sanayi alanları kurulmamalı yeşil alanlar arttırılmalı.
*Ev ve sanayi atıkları toprağa zarar vermeyecek şekilde toplanıp depolanmalı ve toplanmalı.
*Yapay gübre ve tarım ilaçlarının kullanılmasında yanlış uygulamalar önlenmeli.
*Nükleer enerji kullanımı bilinçli şekilde yapılmalı.

SU KİRLİLİĞİ
 

*Arıtma tesisleri kurulmalı ve özenle işletilmeli
*Belirli yerlerde nüfus artışının önüne geçilmeli
*İnsanlar bilinçlendirilmeli
*Su kaynaklarının korunması için iyileştirici politikalar geliştirilmeli, plan ve programlar yapılmalı
*Hava ve toprak kirliliğine sebep olan faktörler ortadan kaldırılmalı

GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ  
 

*Otomobil kullanımını azaltacak önlemler alınmalı.
*Ev ve iş yerlerinde ses geçirmeyen camlar(ısıcam gibi) kullanılmalı.
*Eğlence yerleri vb. ortamlarda yüksek sesle müzik çalınması engellenmeli.
*Gürültü  yapan kuruluşlar şehirlerin dışında kurulmalı.

BÖLÜM: 5

TARİH  VE KÜLTÜRÜN KORUNMASI

ATASAV tarih ve kültür değerlerimizin korunması amacıyla, Türkiye’ye geniş bir pencereden bakıyor. Bir sosyal grubun, bir topluluğun, bir toplumun, bir milletin veya bütün insanlığın yaşadığı ve yaşatacağı gerçeklik, tarih ve kültür zenginliğini sergiliyor. Bu zenginlik, aynı zamanda bir toplumun veya bütün insanlığın yaşadığı  tarih ve kültür gerçekleri üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bilgiler bütününü ifade ediyor.

Yapılan çeşitli tanımlarda kültür, bir milletin duygu, düşünce ve davranış kalıplarını, belirli dönemlerdeki bilgi, sanat ve beceri birikimlerini, kendi varlığı hakkındaki tarih şuurunu ve milletin belirginleşen objektif sosyal yapısına sahip olan sistemler bütününü ifade ediyor. Bu tanımdaki kültür unsurları şöylece sıralanıyor.

* Bir milletin duygu, düşünce ve davranış kalıpları,

* Bir milletin belirli dönemlerdeki bilgi, sanat ve beceri birikimleri,

* Bir milletin kendi varlığı hakkındaki tarih şuuru,

* Bir milletin belirginleşen objektif sosyal yapısı,

* Bir milletin sosyal yapısını meydana getiren din, ahlak, dil, sanat, edebiyat, ekonomi ve teknoloji gibi sistemler bütünlüğü,

ATASAV, Bir milletin hissettiği duygular, ortaya koyduğu düşünceler, gösterdiği davranış ve beceriler, ürettiği bilgiler, somutlaştırarak anıtlaştırdığı estetik değerler , biçimlendirdiği sosyal yapılar, uyguladığı dini, ahlaki , hukuki , ekonomik ve teknolojik sistemler ve tarih şuuru gibi unsurların, o milletin zaman içinde yaşadığı sosyal realitesinin bir aynası olduğu fikrini savunuyor.

ATASAV ayrıca, kültürün bir tarihi birikimi olduğunu, bu birikimin maddi ve manevi kültür değerlerini de oluşturduğunu, bu yöndeki çalışma ve araştırmalarıyla ortaya koyuyor.

Bu noktadan hareketle, kültür ile tarih kavramları karşılaştırıldığında, kültürün tanımındaki sosyal gerçekliğin tarih kavramının anlamındaki gerçeklikle aynı olduğu anlaşılıyor. Bu durumda kültür ile örtüşen tarih, bir anlamda kültür değerlerini depolayan bir hazineye dönüşüyor. Tarihçiler, bir milletin tarih şuurunun oluşmasını şöyle anlatılıyor:

‘’Tarih, geçmişin nesilden nesile aktarılması için bir ilerlemedir. Bu ilerleme sürecinde, geçmişin alışkanlık ve becerileri ile dersleri geleceğe taşınmaktadır. Geçmişte olup bitenler, gelecek nesillerin faydalanması için kaydedilmektedir. Tarihin esaslı görevlerinden biri, geçmişte sahip olunan kültür değerlerinin yeniden kaydedilmesi, bu sayede zenginleştirilmesi ve yönlendirilmesidir ‘’.

Gelişmesini tamamlamış ülkelerde, eğitim uygulamalarında sosyal bilimlerle (özellikle tarih) ilgili gelişmelere gerekli yer ve önemin verilmesinde ihmalkârlıklar görüldü. Bu nedenle toplumdaki etkili kurum ve kuruluşlar, kişiler, liderler ve eğitim sorumluları tarihin, sosyal çatışmalar, savaş-barış, yaşatma-yıpratma-yıkma, menfaat ve rol çatışmaları, ferdi ve sosyal refah, mutluluk beklentileri, sosyal kalkınma ve işsizlik gibi konu ve durumların açıklanmasındaki rolünü ve ilişkisini göremedi.

Uzun bir süre sonra, özellikle kalkınmakta olan ülkelerde, yalnızca teknolojik gelişme ve ilerlemenin toplum kalkınmasını sağlayamadığı gerçeği  açıklıkla ortaya konuldu. Böylece, toplum ve ülke kalkınmasında insan unsuru, insanlar arası ilişkiler düzeni ve değer hükümleri gittikçe önem kazandı. Bu görüş, günümüz toplumlarının geleceğinin top, tüfek ve bombaya değil, daha çok birlik, beraberlik ve bölünmezlik şuurunun temelini oluşturacak tarih ve tarihi devamlılık anlayışına bağlı olduğunu gösterdi.


ETKİNLİK TAKVİMİ

<<

June 2017

>>
P S Ç P C Ct Pz
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789



Web Tasarım | Creamind