Dünden bu güne Ataşehir


Dünden bu güne Ataşehir

Ataşehir ilçesinin kuruluşundan, Kadıköy, Ümraniye, Üsküdar’dan bazı mahalleleri de içine alarak sınırlarının çizilmesinden sonra, Ataşehir Sosyal, Ekonomik Araştırmalar ve Eğitim Vakfı’nın, Tarih ve Kültür Konseyi, ilçenin tarihini ortaya çıkarmak için bir çalışma başlattı.

Kaynak olarak başvurulan yerel yönetim kurum ve kuruluşlarında ve 17 mahallenin muhtarlıkla-rında tarihi geçmişi yansıtacak yeterli belge ve bilgi bulunamadı. Bu kurum ve kuruluş yetkililerinden ‘’Yeni kurulan bir ilçenin eski tarihi olur mu’’yanıtı alındı. Bunun üzerine konsey çalışanları, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı belgeleri üzerinde bir çalışma başlattı. Mahallelerin yaşlı sakinleri ve muhtarlıklardan da toplanan kopuk bilgiler arşiv kayıtları ile bütünleştirilip, doğru landı. Bu çalışma sonunda, Ataşehir’in hiçbir kurum ve kuruluşunda bulunamayan bir tarihçesi ortaya çıkarıldı.

Çiftlik arazisinden doğan Ataşehir

Ataşehir’ in bugün üzerinde kurulduğu arazi, 1912 yılında Karaman Çiftliği adı ile bilinen 6 bin 500 dönümlük bir alanı kapsıyor. Bu arazi, çok el değiştirmesi ve tanınmış gazete patronu ve iş adamlarının arazi üzerindeki satın alma hakları ile ilginç bir tarihi geçmişi yansıtıyor.

Türkiye’nin 8 ilinde Karaman Çiftliği, değişik adlarla bulunuyor. Konya’da Karamani, Kayseri’de Karamanlı gibi adlarla bilinen 1800’lü yılların bu çiftliklerinin, Osmanlı arşivlerine göre ‘’Karaman-lar’ adıyla anılan bir sülale silsilesince kurulduğunu ve işletildiğini ortaya koyuyor. Bugünkü Ataşehir’in yerleşme bölgesi olan Karaman çiftliği de, Anadolu yakasının otlak olarak kullanılan, yerleşime kapalı, ancak birkaç ailenin hayvancılık ve küçük tarım işletmeciliği yaptığı geniş bir araziyi kapsıyordu.

Çiftlik çevresinde çok az ve seyrek aralıklarla ev, ahır ve samanlıkların bulunduğu anlaşılıyor. Karaman Çiftliğinin, aynı isimle bugün ki Kayışdağı’nda da bulunduğu, kayıtlarda bu çiftliğin sahibinin Hoca Mehmet Efendi olduğu not düşülüyor. Karaman Çiftliği o yıllarda ‘’Uzunçayır’’ olarak da tanınıyor.

Eşkıya yatağı
Osmanlı kayıtlarında, Karaman Çiftliğinin ve çevresindeki çiftlik sahiplerinin eşkiyalar tarafından sık sık baskına uğradığı anlatılıyor. 1918 yılında Karaman çiftliği yakında, Konyalı Halid Efendi adıyla bir çiftlik sahibinin daha olduğu, bir eşkıya baskınına uğraması nedeniyle anlaşılıyor. Eşkiyaların 1918 yılında Konyalı Halid Efendi’nin çiftliğini basarak 600 koyunu alıp kaçtıkları, olayla ilgili olarak üç kişinin yakalandığı kayıtlarda geçiyor. Aynı şekilde Kayışdağı Karaman çiftliği sahibi Hoca Tevfik Efendi’nin evinin Suvari Çavuşları Yozgatlı Ahmed Çavuş, Bursalı Hasan, Bandırmalı Halid, Eskişehirli Mustafa tarafından soyulduğu, bu üç kişinin de yakalandığı Osmanlı kayıtlarına düşüyor.  
 
Bir başka olayda Karaman çiftliği sahibi Hacı Mehmed’e yapılan eşkıya baskınıyla anlatılıyor. Eşkiyaların, çoban Fazıl’ı  silahla yaraladıkları, Hacı Mehmed’i de darp ettikleri kayıtlardak bilgilerden öğreniliyor. 1916 yılında ise, Karaman Çiftliği’nde bir bombanın patladığı, üç çocuğun öldüğü, jandarmanın bir süre çiftlik çevresinde tedbir aldığı belirtiliyor.Yine 1906 tarihinde Karaman Çiftliği arazisinin satın alınması hakkında Hazine-i Hassa Nezareti (Padişaha ait mallar)  kaleminin bir yazısı da Osmanlı belgeleri arasında bulunuyor.
 
Karaman çiftliği arazisi, Cumhuriyet’in ilanından sonra Maliye Hazinesine devredildi. Maliye hazinesinin 1978 yılında satışa çıkardığı araziyi Tercüman gazetesinin sahibi Kemal Ilıcak ve işadamı Alim Kantarcı satın aldılar. 1983 yılında bu arazi için hazırladıkları İSOTAŞ Yenikent isimli 50.000 konutluk  projeye , yerleşim merkezlerine uzaklığı ve hayalci bir proje olduğu gerekçesiyle ilgi gösterilmedi. Bu proje için çektiği kredileri geri ödeyemeyen Ilıcak ve ortakları, ipotekli olan arazinin mülkiyet hakkını da kredi alınan Yapı Kredi Bankasına bırakmış oldu. Öte yandan Maliye Hazinesi ise, %21’ lik payının tamamını yine bir kamu bankası olan Anadolu Bankasına devretti. 8 Ocak 1988 tarihinde Anadolu Bankası, Türkiye Emlak ve Kredi Bankası ile birleşti ve bankanın yeni adı " Emlak Bankası " oldu. Banka, Yapı Kredi Bankası’nın elindeki kalan arazi hisselerinin tümünü satın alarak, Karaman Çiftliği'nin tek sahibi oldu .Emlak Bankası o dönemdeki konut geliştirme projeleri kap-samında, ilk önce ismini "Anatepe uydu kenti" olarak belirlediği bu arazinin 1800 dönümlük kısmını, Eska, Tekfen, Eltes ve Baytur isimli inşaat şirketlerinin projelerine açtı. 2000'li yıllara girerken Alarko inşaatın da faaliyetleriyle gelişen bölgenin kontrolü, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi’ne  (TOKİ) devredildi. 2002 yılından sonra TEM oto yolunun batı tarafında kalan 2800 dönümlük kısmını da Teknik Yapı, Varyap, Ağaoğlu gibi inşaat şirketlerinin proje uygulamasına sunan TOKİ, Türk emlak sektörüne Batı Ataşehir kavramını  kazandırmış oldu.
 
Mahallelerin tarihçeleri:
 
Kayışdağ mahallesi:
Kayışdağı tepesinin eskiçağlardaki ismi, antik "SAİNT AUXENTİOS" tepesi olarak geçiyor. Kadıköy’den, yeni bir ilçe olarak kurulan Ata-şehir’e bağlanan Kayışdağı mahallesi adını, 438 metre yüksekliğinde 7 tepeli İstanbul’un 3. tepesi olarak sayılan Kayış Dağı Tepesi'nden alıyor. Kadıköy İlçesi'nin doğu ucunda yer alan Kayışdağı mahallesi, tepe'nin eteklerinden kuzeydoğuya doğru yayılıyor. 1971'de kurulan Kayışdağı mahallesi'nde nüfusun çoğunluğunu Sivas, Erzurum ve Karadeniz'den gelenler oluşturuyor.
 
2000 yılında Kayışdağı tepesinin batı yamacında kurulan Yeditepe Üniversitesi 26 Ağustos Yerleşimi ile, İBB Kayışdağı Darülaceze Tesisleri ile büyük ölçüde özellikle Kayışdağı Caddesi'nin güney bölümünün çehresi değişmiştirdi.Nüfusu 1994 nüfus sayımlarına göre 20 bin olan Kayışdağı'nın eskiçağlardaki ismi ve konumuyla ilgili bilgilere iletişim yayınlarından çıkan Gustave Schlum-berger'in yazdığı Haluk Çağlayaner'in çevirisiyle yayınlanan Prens Adaları kitabında rastlanıyor. Kitapta Kayışdağ şöyle anlatılıyor:
 
"Asya hattındaki ilk fener adını ünlü münzeviden alan ve uzaktaki yüksek silüeti Üsküdar Ovası ve Haydarpaşa kırlarına hakim olan Kayışdağı'nda (Aziz Saint Auxentios Tepesi) bulunuyordu. KAYIŞDAĞI'nın (ANTİK  SAİNT AUXENTİOS TEPESİ) yuvarlak sırtı, sol tarafta Kadıköy ve Üsküdar minarelerinin canlandırdığı uzak ufukların üzerinde yükselir.
 
Bizanslı keşişler kafilesi içinde sayıca pek çok olan bu mistik hayalciler, Saint Auxentios’un (Kayışdağı) ormanlarla kaplı yüksek tepelerine manastırlarını kurdular. Bu tepeyi erişilmez ve ulvi sığınaklar  olarak değerlendirdiler. Keşişler için Uludağ’da (Olimpos), kıymetli yerlerden biriydi. İzmit körfezinin doğu ucunda yer alan Prens Takımadalarının sol tarafında Bizanslı Keşişler tarafından pek değerli olan Kayışdağın hakim olduğu Bithynia/Bitinya kıyıları yer alır. Saint Auxentios'un eteklerinden doğan  ve eski bir ırmak olan Çamaşırcı Deresi muhtemelen bugünkü Bostancı yakınındaki antik yerleşim olan Nassete'ye (Nasette) uğrar, oradan da tarihi Bostancı Köprüsünden Marmara'ya dökülür. Anadolu yakasının birçok yerleşim yerine değişik dönemlerde su dağıtımı Kayışdağı’ndan yapılmıştır. Bizanslı keşişlerin Kayışdağı’nda manastırlar yapıp burada ikamet etmesinin en önemli edenlerinden biri de, bugün bile herkes tarafından tercih edilen ünlü Kayışdağ suyudur. Kayışdağ tepelerinden doğan  bu su, 1700’lü yıllardan bu yana ‘’Kayışdağı pınarı’’ olarak bilinir. Kayışdağ suyu 16’sı mahalle çeşmesi olmak üzere 23 ayrı çeşmeden helke ulaştırılmıştır. Kayışdağ suyunu Anadolu yakasına ulaştıran çeşmeler.den bazıları Yel değirmeni, Altıyol, Hasanpaşa, Göztepe, Libadiye, Bulgurlu ve Kozyatağı (3 adet), Bostancı, İçerenköy ve Maltepe’dedir. Ancak bu çeşmelerin çoğu, bakımsızlık, yol ve kaldırım yapımları nedeniyle korunamamıştır. Ancak Kayışdağ ve Kadıköy’ün değişik yerlerinde artık az sayıda kalan çeşmelerin  suyu hala Kayışdağı’ndan gelmektedir. 
 
İçerenköy mahallesi
 
İstanbul çevresindeki ilk insan yerleşimleri ancak M.Ö.3000-5000 yılları arasında ortaya çıkarken, İçerenköy''de taş devrine ait el baltalarına rastlanması, bu bölgenin tarihini yüzyıllar öncesine taşıyor. Bu tarih için Devlet Arşivlerinin Osmanlı kayıtlarında şu bilgilere ulaşılıyor:   ‘’Orhan Gazi, Kartal-Cevizlik’te Bizans Kralı III. Andronicus’u yenerek Üsküdar’a yürüdü. Bölgede Komutanlarından Konuralp da, Aydos Kalesini, Kayışdağı’nın batı eteklerindeki Ayazma Köyü''nü (şimdiki İçerenköy) alarak Üsküdar’da Orhan Beyle birleşti. Bugünkü İçerenköy o dönemde hiristiyan topluğun yerleşim yeriydi. Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise bölgenin tek ibadet yeriydi. ayrıca çok geniş bağlar, bir hamam, bir sarnıç vardı. 
 
Türklerine geçince, Anadolu’dan getirilen halk, başta Merdivenköy olmak üzere bölgeye yerleştirildi. Geyikli Babanın öğrencilerinden Gözcü  Baba, Eren Baba, Kartal Baba, 
Ali Gazi, Sarı Gazi gibi savaşçı din adamları ve bunlara bağlı yüzlerce kişi, Hiristiyan köylerine ryerleştirildi. Bu savaşçılar korsan baskınlarından korunmak için Rumlarla birleşiyorlardı. 1335 yılında Tekkebağ Köyü böyle kurulmuştu. Köyün tek sıkıntısı su kıtlığıydı. Bu bölge Eren Baba ile Ali Gazinin yönetimindeydi. 1465’ ten sonra bölge Erenköy diye anılmaya başladı.1639 yılından sonra, Kayışdağı suyu künklerle şimdiki Erenköy’e getirilince, Karaman Çiftliği ve Tekkebağ  halkı Erenköy’e göç etti. 1872’de bölgenin batısında tren yolu geçti ve istasyon yapıldı. Hat komutanı Ulaştırma Yüzbaşı Ali Beyin önerisiyle Erenköy adı şimdiki bölgeye verildi. Asıl Erenköy içerde kaldığından mahalle İçerenköy adını aldı.
 
Ferhatpaşa mahallesi
Ataşehir ilçesinin mahallelerinden biri olan Ferhat Paşa’nın tarihi Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Mahallenin tarihini ortaya çıkarmak için 16.yy’da ki defa sadrazamlık yapan ve mahalleye adı verilen Osmanlı devlet adamı Ferhad Paşa’dan söz etmek gerekiyor. Arnavut olan Ferhad ağa, devşirme olarak Enderun'da Türk-İslam terbiyesi ile yetiştirildi. Kanuni’nin  itimadını kazandı. Sigetvar (Zigetvar) iseferine katıldı. Bu seferde vefat eden Kanuni Sultan Süleyman Hanın naşı, Ferhad Ağa’nın nezareti altında İstanbul’a nakledildi. Ferhat ağa,1581’de yeniçeri ağası oldu. Şehzade Mehmed’in (III) sünnet düğünü sırasında yeniçerilerle sipahiler arasında çıkan olaylar yüzünden, sadrazam Koca  Sinan Paşa tarafından azledildi (1582).
 
Ferhat ağa, Sinan Paşanın azledilmesinden sonra Rumeli Beylerbeyliğine getirildi. (1583). Aynı yıl veziriazam Siyavuş Paşa’nın tavsiyesiyle ve dördüncü vezirlikle İran’a serdar tayin edildi. Lori ve Gürî kalelerini zaptetti. Gürcistan’a akınlarda bulundu. Ferhad Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşanın ölümünden sonra 1586’da ikinci defa İran serdarlığına getirildi. Bu seferinde de başarılar gösterdi. Tebriz’i İran kuvvetlerinin kuşatmasından kurtardıktan sonra, kendisine merkez yaptı. Gence ve Karabağ mıntıkasını zaptetti. Nihavend’i aldı. İran Şahı Birinci Abbas ile sulh yaparak birçok toprakların Osmanlı ülkesine katılmasını sağladı. Şah Abbas’ın kardeşinin oğlu Haydar Mirza’yı rehin 
olarak İstanbul’a getirdi. Bu mühim başarıları nedeniyle ünlü vezir olarak tanındı.
 
Ferhad Paşa Ağustos 1591’de Koca Sinan Paşanın azli üzerine sadrazam oldu. Kendisine hasım olan Sinan Paşaya karşı çok lütufkâr davrandı ve hürmet gösterdi. Ancak Sinan Paşa onun bu iyi niyetini takdir etmeyip daima aleyhinde bulundu. Paşa Erzurum esnafı ile yeniçerilerin kavgası sebebiyle sekiz ay sonra görevinden alındı ise de, 1595’te ikinci kez sadarete getirildi. Ancak Sinan Paşa ve taraftarlarının onun aleyhinde konuşmaları ve Eflak Voyvodası ile anlaştığı yolunda dedikodular çıkarmaları üzerine tekrar azledildi ve çok geçmeden de idam edildi.(Ekim 1595).  Nâşı Eyüp’teki türbesine defnedildi.
 
Ferhad Paşa, sağlığında başarıları nedeniyle padişah tarafından maddi ve manevi olarak ödüllendirildi. Bu nedenle Anadolu ve Avrupa yakalarında araziler ve çiftliklerin sahibi oldu. Bayrampaşa’daki 650 dönümlük Ferhatpaşa çiftliğinin yanı sıra, Anadolu yakasında da bugünkü Ferhatpaşa adıyla anılan mahalle arazisinin sahibi olduğu biliniyor. Ancak Osmanlı dönemindeki bağış yoluyla paşalara, sadrazamlara, devlet adamlarına verilen bir çok arazi, Cumhuriyet döneminde kamulaştırıldı. Ataşehir’in Ferhatpaşa mahallesi arazisi de böyle bir süreç geçirdi.
 
Ferhat Paşa’ya ’’Demir’’ damgası
Ferhatpaşa mahallesinin, bir yerleşim yer olarak kuruluş tarihi 1970 yılına dayanıyor. Siyasi bir kimliği olan Mustafa Zeki Demir, bugünkü Ferhatpaşa mahallesinin kuruluş temellerini attı. Bu nedenle mahallede bir çok okula adı verilen Mustafa Zeki Demir’i yakından tanımak gerekiyor.
 
1927 yılında Rize’nin Çayeli ilçesinde doğan Mustafa Demir, ilkokulu Rize’de, orta okulu   İzmir’de tamamladıktan sonra, İstanbul’da Sultanahmet Ticaret Lisesinden mezun oldu. Gençlik yıllarından itibaren sosyal ve siyasal konular, çalışma alanını oluşturdu. Türkiye Deri
Sanayicileri Derneğinin kuruluşunda bulundu ve başkanlığını yaptı. 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti teşkilatında çalıştı. Aynı zamanda Başbakan Adnan Menderes’in ekonomi danış-manlığını üstlendi. 12 Eylül 1980 ihtilaline kadar Adalet Partisinin İstanbul Eminönü İlçe Başkanlığı görevinde bulunduktan sonra, siyasete bir süre ara verdi. Daha sonra Doğru Yol Partisi’ne girdi.1995 yılına kadar Merkez Karar Yönetim Kuru-lu’nda görev yaptı. Mustafa Zeki Demir, yurt dışı seyahatleri  sırasında özellikle Fransa’da planlı ehirleşmeye ilgi gösterdi. Bu ülkelerden örnekler oluşturdu ve daha çok göçmen vatandaşların yerleştirildiği bugünkü Ferhatpaşa mahallesi ara-zisinde, düşündüklerini ve hayal ettiklerini gerçekleştirmek istedi. Araziyi Maliye hazinesinden satın aldı. İlk iş olarak arazinin hava fotoğraflarını çektirdi. Bu arazide gayri menkul geliştirme projesiyle parselasyonlara başladı. Mustafa Zeki Demir’in hayali, arazi üzerinde yeni ve yaşanabilir bir yerleşim yaratmaktı. Demir’in parselasyon çalışmaları sırasında, çoğunluğu arazi üzerinde hak sahibi olmayan göçmenlerden önemli bir kısmı Ferhatpaşa’yı terk etti. Parsellerin satışına genellikle yurt dışında çalışan işçilerden büyük rağbet gösterildi. Binlerce aile arsa sahibi oldu. Demir, parsel bağışlarıyla da dikkati çekti, Bugün  onun bağışladığı arazilerde, 1 cami, 1 sağlık ocağı ve kendi adı verilen ilk ve orta öğretim okulları yer alıyor. Mustafa Demir 1995 yılında bir televizyon kanalında yapılan siyaset programında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.
 
Ferhatpaşa’ya ilk yerleşimler 1982 yılında başladı. 1991 yılında ise mahalle statüsüne kavuştu. Bugün nüfusu 19 bin 819 olan mahallenin, 113 cadde ve sokağı bulunuyor. Ferhatpaşa mahallesi muhtarı Hüseyin Uzun’un verdiği bilgiye, Mustafa Zeki Demir döneminde parsel satışlarının yapılmasından sonra, yurt dışındaki alıcılardan büyük bir bölümü Ferhatpaşa’ya gelerek yerleşti. Halen arsası olduğu halde yerleşmeyenlerin bulunduğu mahallede boş alanlar da dikkati çekiyor. Muhtar Uzun, Ferhatpaşa da hazine arazisinin bulunmadığını, yapılaşma konusunda da bir sıkıntı bulunmadığını söyledi.
 
Yeni sahra
 
Yeni Sahra mahallesi’nin kuruluþ tarihi 1967 yýlýna kadar uzanýyor. Bu tarihten önce boþ bir arazi olan Yenisahra’nýn kurucularý Ali Aydýn, Osman Türkyýlmaz, Mehmet Türkaslan ve ilk muhtar olan Ahmet Aydýn idi. Kuruluþ yýllarýnda Erenköy’e baðlý 105 evler olarak anýlan Yenisahra‘nýn adý önce Sineklitepe, daha sonra Sakarya mahallesi oldu. Yenisahra kuruluþ süreci içinde isim deðiþtirmeye devam etti. Süleymen Demirel‘in başbakanlığı döneminde ismi Süleyman Demirel mahallesi olarak değiþti. Eceveit‘in başbakanlığıdöneminde ise, mahalleye Ecevit mahallesi adı verildi. Bu iki siyasinin adını alan mahallenin, siyasi süreci gecekondulaşmaya başladığı döneme rastlıyor . 1974 yılında ise kurucular mahallenin adını Yenisahra olarak tescil ettirdiler. Yenisahra mahallesinin o yıllarda en büyük sıkıntısı susuzluktu. Mahalleye tankerlerle taşınan su ile bu sıkıntı giderilmeye çalışılıyordu. Mahallede yerleşimler çoğalmaya başlayınca 1992 yılında şuulama yapıldı. 1994 yılından itibaren de tapu dağıtımı gerçekleşti. Bugün Yenisahra tapuların dağıtılmasına rağmen, hala imar sıkıntıları çeken mahaller arasında yer alıyor.
Kuruluşundan önceki yıllarda Yenisahra’ya gelenler, boş arazileri çevirerek gecekondular yaptı. Yenisahra’da bu gecekondulaşmanın izlerine rastlanıyor. Kentsel dönüşüm kapsamına alınan Yenisahra şimdi yeni bir dönüşüme hazırlanıyor.
 
 
 
 
 
 
 
court records yield you the ropes were Beylikduzu Escort Atasehir Escort İstanbul Escort Escort Escort Bayan Escort Beylikduzu Pendik Escort Kadikoy Escort Maltepe Escort Sisli Escort Bostanci Escort Nisantasi Escort Kurtkoy Escort

ETKİNLİK TAKVİMİ

<<

June 2017

>>
P S Ç P C Ct Pz
2930311234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293012
3456789



Web Tasarım | Creamind